ADÜ Menü
ADü LOGİN

Adnan Menderes Üniversitesi
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

ADÜ Haber Arşivi

Uyku Apnesi Çağımızın Hastalığı

Üniversitemiz Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Uyku Tıbbı Merkezi Yöneticisi Yrd. Doç. Dr. Utku Oğan Akyıldız, uyku apnesinin toplumda oldukça sık karşılaşılan bir hastalık...

Üniversitemiz Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Uyku Tıbbı Merkezi Yöneticisi Yrd. Doç. Dr. Utku Oğan Akyıldız, uyku apnesinin toplumda oldukça sık karşılaşılan bir hastalık olduğunu, başlıca şikayetlerini ise horlama, sabah yorgun, dinlenmemiş olarak uyanmak, gündüz sürekli uyku hali içinde olmak, bitkinlikten şikayet etmek, uykuda nefesin durması ve/veya yüzeyelleşmesi, tıkanıklık ve boğulma hislerini yaşamak, gece sık idrara çıkmak, sabah baş ağrısı ve kilo almak/kilo verememek olarak sıraladı.

Toplumda erkeklerin yaklaşık %4’ünde, kadınların ise %2’sinde görülen uyku apnesini çağımızın hastalığı olarak ifade eden Akyıldız, “Uyku apne sendromu çok önemli bir hastalık çünkü birçok hastalığa neden olabiliyor. Örneğin; kalp krizinin, kalp yetmezliğinin, nörolojiyi ilgilendiren inmenin, beyin damar tıkanıklıklarının, hipertansiyon ve diyabetin tetikleyicisi olabiliyor. Bazı durumlarda yaşamı tehdit eden bir boyut kazanarak ölümcül kazalara neden olabiliyor. Örneğin; uyku apsesi olan sürücüler kazalara sebep olarak birçok insanı tehlike altına sokuyorlar. ” sözleriyle hastalığın etkilerini aktardı.

Uyku Apnesi Tedavi Edilmezse Hem Yaşamı Kısaltıyor, Hem Kalitesini Düşürüyor

Tedavi için ilk basamağın tanı koymak olduğunu, tanıyı koymak için de hastanın uyku tıp merkezinde bir gece yatması gerektiğini aktaran Akyıldız, “Hastaya gece boyunca polisommografi denilen ve vücutta birçok parametreyi değerlendiren bir çekim yapılıyor. Bunun için de hastanın vücuduna çeşitli kablolar bağlanıyor. Bu işlem ile gece boyunca hastanın uykusunda nefesinin durup, durmadığına eğer duruyorsa saatte kaç kere durduğuna, bu sırada beyin ve kalp fonksiyonlarının, kandaki oksijen düzeyinin nasıl etkilendiğine bakılıyor. Bunların ardından tanı konuluyor ve tedavi planlanıyor. Tedavi, genellikle altın standart dediğimiz bilinen en etkili yöntem olan cihaz kullanımı yani CPAP veya BPAP ile gerçekleşiyor.” sözleriyle tanı aşaması hakkında bilgi verdi.

Cihazın amacının gece uykuda daralan nefes yolunu açmak olduğunu, bunun için pozitif basınçlı hava verildiğini, cihazlarla uygulanan basınçlı hava sonucunda hastanın apnelerinden kurtulduğunu ve gayet iyi bir uyku yaşadığını aktaran Akyıldız, hastanın apnenin neden olduğu komplikasyonlardan ve tetiklediği hastalıklardan da tedavi sonucu kurtulduğunu ifade etti.

Üniversitemiz Hastanesinde Uyku Tıbbı Merkezinin 2005 yılında hizmete başladığını, 2007 yılında ise daha iyi cihazlarla çalışmalarına devam ettiğini ve 2011 yılında, Türk Uyku Tıbbı Derneği’nden akreditasyonunu aldığını belirten Akyıldız, akreditasyonun önemini şu şekilde açıkladı, “Akreditasyonun bir sonraki aşaması eğitim veren merkez konumuna geçmek. Türk Uyku Tıbbı Derneğine başvurularımızı yaptık. Umarım olumlu cevap alıp eğitim veren merkez konumuna geçeceğiz. Bu önemli, çünkü herhangi bir bölümde uzman olan doktorlar başvurup eğitimlerini aldıktan sonra, derneğin açtığı sınavda da başarılı olurlarsa, uyku hekimliği sertifikasyonuna sahip oluyorlar. Kısıtlı sayıda hekimin ve merkezin var olduğunu düşünürsek,  bu gelişimlere ihtiyacımız var.”

Türkiye’de oldukça az sayıda merkezin olduğunu belirten Akyıldız, “Üniversitemiz bünyesinde çalışan Uyku Tıbbı Merkezi de, bu merkezlerden bir tanesi olacak. O yüzden biz etkili bir şekilde çalışıyoruz. Şu an için yatak sayımız 3, Aydın Valiliğinin desteği ile 5 cihaz daha aldık. Uygun şartlar sağlandığında 8 yataklı bir merkez konumuna yükseleceğiz. Türkiye’de önemli ve öncü bir merkez konumuna geleceğiz” sözleriyle Üniversitemizdeki durum hakkında bilgi verdi.

Uyku apnesi sendromunun artan yaş ile daha sık görüldüğüne fakat farkındalığın olmadığına dikkat çeken Akyıldız, “Önemli bir hastalık fakat bilinç az, tedavi olanakları kısıtlı, merkez sayısı az ve merkezlerde yatak sayısı yetersiz. Bunlar ciddi sorunlar ama Üniversite olarak bunları yenebileceğimize inanıyorum.” diyerek sözlerine son verdi.

 


9.7.2014