ADÜ Menü
ADü LOGİN

Adnan Menderes Üniversitesi
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

ADÜ Haber Arşivi

Tıp, Kültür, Sanat Birimi Etkinlikleri Devam Ediyor

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Tıp, Kültür, Sanat Birimi tarafından, 7 Mart 2013 tarihinde Atatürk Kongre Merkezi’nde Kanıta Dayalı Tıp konulu bir konferans gerçekleşti. Prof. Dr. Cem Terzi’nin...

Haberin Devamı İçin Tıklayınız


Üniversitemiz Tıp Fakültesi Tıp, Kültür, Sanat Birimi tarafından, 7 Mart 2013 tarihinde Atatürk Kongre Merkezi’nde Kanıta Dayalı Tıp konulu bir konferans gerçekleşti. Prof. Dr. Cem Terzi’nin konuşmacı olarak katıldığı konferansta son yılların önemli gündem maddelerinden birisi olan “kanıta dayalı” tıp uygulamaları tüm yönleriyle ele alındı. 

Kanıta Dayalı Tıp İhtiyacı Neden Doğdu?

Cem Terzi kanıta dayalı tıp uygulamasının hastalara sunulan sağlık hizmetinin, klinik karar verme sürecine rehberlik eden araştırmalar içinde eldeki en iyi kanıtı kullanması gerekliğinden doğduğunu belirterek elde edilen bu güçlü dış (literatür) kanıtların klinik deneyim ile birleştirilerek hastalara uygulanmasının gerekliliğini vurguladı. Öte yandan Terzi araştırmalardan ve tıbbi literatürden elde edilen bu kanıtların, hastanın koşulları, tercihleri, değerleri ve haklarını göz önünde tutarak uygulanması gerektiğinin altını çizdi.

            Terzi, kanıta dayalı tıp uygulamalarının yaygınlaşma gerekçesi olarak, klinik kararlara rehberlik edecek çok sayıda bilginin çok hızlı gelişmesi, geçerli klinik çalışma yapmanın öğrenilmesi, pek çok hekimin en iyi güncel araştırma kanıtlarına dayalı hekimlik yapmadığının kamuoyu tarafından keşfedilmesi, dogmaların temizlenme ihtiyacı, ilaç ile biyoteknoloji şirketlerinin etkilerinden korunma refleksi ve sağlık harcamalarında aşırı artışı belirtti. 

Kanıt Hiyerarşisi

Cem Terzi konuşmasını, günde 6.000 ve yılda 2.000.000 yeni makalenin olduğu bir ortamda üretilen bu kanıtların geçerlilik ve güvenirlik açısından bir sınıflamaya tabi tutulmasının gerektiğini vurgulayarak sürdürdü. Bu başlık altında günümüz dünyasında en az güvenilir kaynağın “medline” taramaktan başladığını ve yukarıya yükselen bir hiyerarşi dahilinde “meta-analiz” ve “Cochrane Kütüphanesi” çalışmalarına kadar ulaştığını belirtti.  

Kanıta Dayalı Sağlık Hizmeti

Terzi’ye göre kanıta dayalı tıp uygulamalarının sağlıkta yaşanan pek çok sorunu çözecek bir yol olduğu düşüncesi, aynı bakış açısının diş hekimliği, hemşirelik, ebelik ve fizyoterapi alanlarına uygulanmasına da neden oldu. Ancak Terzi’ye göre “Kanıta Dayalı Uygulama” bu noktada da durmadı ve sağlık hizmet sunumunun tamamına genişletilerek “Kanıta Dayalı Sağlık Hizmeti” biçimine dönüştürüldü. Kanıta Dayalı Sağlık Hizmeti’nin ulaştığı bu nokta ise ağırlıkla dış araştırmaya ve dış uygulamaya bağlı olduğu için “bilimsel-bürokratik tıp” olarak tanımlandı. 

“Bilimsel Bürokratik Tıp” Eleştirisi

Cem Terzi konuşmasının devamını “bilimsel bürokratik tıp” eleştirisine ayırdı. Çünkü Terzi’ye göre süreç bürokratik kısmı nedeniyle pek çok formalite ve gereksiz kırtasiyeye neden oluyordu. Öte yandan “bilimsel” kısmı da gerek endüstrinin etkisi gerekse diğer pek çok nedenden dolayı güvenmek mümkün değildi.

            Terzi’ye göre “bilimsel bürokratik tıp” uygulamalarının en önemli handikabı hekimlik mesleğini “dehumanize” etmesi ve sağlık hizmetini maliyet kavramına hapsetmesiydi. Oysa hekimlik Terzi’ye göre “sonuç odaklı” bir girişim değildi. Çünkü tarihte ilk çığlığa yanıt verene “hekim” denmişti. Bu yardıma giden hekimin kişinin ağrısını geçirip geçirmediği ise bilinmiyordu. Dahası bu kişinin hekim olarak tanımlanması yaptığı girişimin çığlığın nedenini ortadan kaldırmasına bağlanmamıştı. Aksine bu kişinin “hekim” sayılmasının yeter koşulu çığlığa yanıt vererek kişinin yanına gitmesiydi. O nedenle Terzi’ye göre günümüzde olduğu gibi “hekim”lik mesleğinin sonuca göre tanımlanması mesleğin ontolojisine aykırıydı. Bu nedenle “bilimsel bürokratik tıp” kanıtları gereğince maliyet kavramına dayanılarak hekimlik mesleki uygulamalarında kısıtlamaya gitmek ve dahası bu uygulama ile hekimleri geri ödeme kurumunun adeta “memur”ları yapmak mesleğin varoluşsal felsefesini yok ediyordu. Ve çok daha önemlisi günümüzde olduğu gibi bu uygulama, “kaynakların kısıtlı” olduğu iddiasına dayanarak bireylerin sağlık hizmetine erişimin önlemeye yönelmek anlamına geliyordu. 

Kaynaklar Kısıtlı Mı?

Cem Terzi konuşmasının bu bölümünü “bilimsel bürokratik tıp” uygulamalarını var eden temel iddia olan “maliyet kısıtlılığı” iddiasına ayırdı. Terzi “maliyet” kavramını bir yandan dünyada artan gelir eşitsizliği ile diğer yandan da gerçek olguları gündeme getirerek tartıştı. Terzi’nin tartışmaya açtığı pek çok olgudan birisi sigara içtiği için “maliyet-etkin” olmaması nedeniyle Burger hastalığı operasyonu reddedilen 62 yaşında bir işçiydi. Terzi, bu işçinin “14 yaşımdan bu yana çalışıyorum. Bu devlete maaşımdan her ay vergi verdim. Günde 2 paket sigara içtim. Her paket sigarada vergi ödedim. Şimdi bu kadar para vermeme rağmen ağrımı giderecek, kalan ömrümü biraz daha iyi yaşatacak bir ameliyatı hak etmiyor muyum?” ifadesi eşliğinde sağlıkta “hak” kavramını tartıştı.

Terzi konuşmasında “Rule of Rescue (Can Kurtarmak Kuralı)”nın maliyet tartışmasından daha önemli olduğunu da vurguladı. 

Kapasite Kısıtlaması ve Politika

Terzi konuşmasını, “kanıta dayalı tıp” kurallarının “politik” ve “davranışsal” bir kapasitesi olduğundan bu uygulamalarda “politik kapasite”yi; hekimlik mesleğinin “kaynaklar kısıtlı” gibi baskılara maruz kalmadan yapılması gerektiğinden, ödeme kurumu ile hasta arasında hekimin merkezde duran bir güven unsuru olmasının zorunluluğundan ve hekimin geri ödeme kurumunun kılavuz uygulayıcısına dönüşmesi halinde hekime karşı güvensizliğin yaşanacağından bahsederek devam ettirdi. Bu uygulamalarda “davranışsal kapasite”yi ise hekimlere kılavuzlara uyma üzerinden performans ölçütleri getirildiğinde bürokrasinin klasik yabancılaşma, moral ve güven sorunlarının ortaya çıkması ve bunu gidermek için daha çok bürokrasi ve daha çok harcamanın oluşması sağlıyordu.

Prof. Dr. Cem Terzi konuşmasını, “Sağlık politik bir sorundur ve politik sorunlara “kanıta dayalı” uygulamalarda olduğu gibi teknik çözümlerin getirilmesi mümkün değildir.” diyerek tamamladı.
11.3.2013