ADÜ Menü
ADü LOGİN

Adnan Menderes Üniversitesi
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

ADÜ Haber Arşivi

Üniversitemizde “Bir Zamanlar Anadolu’da” Filminin Gösterimi ve Değerlendirilmesi Yapıldı

Tıp Fakültesi Tıp Kültür Sanat Birimi’nin 6 Şubat 2013 tarihli etkinliği, Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği 2010 yapımı “Bir Zamanlar Anadolu’da” filminin gösterimi ve ardından Cemal Dindar’ın kolaylaştırıcılığında tartışması oldu.Haberin Devamı İçin Tıklayınız

Tıp Fakültesi Tıp Kültür Sanat Birimi’nin 6 Şubat 2013 tarihli etkinliği, Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği 2010 yapımı “Bir Zamanlar Anadolu’da” filminin gösterimi ve ardından Cemal Dindar’ın kolaylaştırıcılığında tartışması oldu.

Bir Zamanlar Anadolu’da…

Başrollerini Muhammet Uzuner, Yılmaz Erdoğan ve Taner Birsel'in paylaştığı film, bir doktor ile cinayet soruşturması yürüten bir savcının ve komiserin oniki saatlik gerilimli hikâyesini konu almaktadır. On bir hafta süren filmin çekimleri aynı zamanda filmin senaristlerden birisi olan Ercan Kesal’in mecburi hizmet yaptığı Keskin ilçesinde gerçekleşmiştir. Aslında filmin temelini, Kesal'in doktorluk yaptığı dönemde tanık olduğu bir kasabada işlenen cinayetin soruşturma süreci oluşturuyor. Bu bağlamda film, her yerin zamandan ve mekândan bağımsız olarak “kasaba”ya dönüştüğü bir çağda, hayatlarımızın bozkırın ortasında sürdürülen yolculuklara benzediğini ve her tepenin ardında "yeni ve farklı bir şey" çıkacakmış duygusunun boş olduğunu, çünkü “kasaba”ların her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollardan oluştuğunu insan hikâyelerinin tanıklığında tartışmaktadır.

Filmin senaristi olan Kesal, bir söyleşisinde taşradaki doktorluk hayatını “23 yaşında bir çocuksun ve hayat seni Anadolu’nun tam ortasına bırakmış. Günde yüzlerce hasta bakacaksın, ayda belki birkaç kez kasaba dışındaki tuhaf soruşturmalara, cinayetlere gideceksin. Yalnız yaşayacaksın, tuhaf ölümler göreceksin… Kasaba yaşamını anlamaya başlayacaksın bir süre sonra ve artık onlardan birisi olduğunu düşüneceksin.” sözleriyle tanımlamış. Öte yandan senarist, filmde görünen olayının “bir cesedin başında sabaha kadar dolaşan bürokratlar” olduğunu, ancak filmin esasının aslında “bu bürokratların kendileri ve birbirleriyle verdiği mücadele” olduğunu da ifade etmiştir. 

Filmin yönetmeni olan Nuri Bilge Ceylan ise bir söyleşisinde öncelikli meselesinin insan denilen muammayı ve onun bağlı olduğu daha da büyük muammayı birazcık olsun anlamak ya da anlamlandırmak olduğunu belirtmiş.

Film Tartışması

“Bir Zamanlar Anadolu’da” filminin arka planının çözümlenmesi ağırlıkla Lacan ve Žižek okumasıyla yapıldı. Bu çerçevede; “ışık” kavramına; filmin doğum-ölüm arasında geçmesine; doğa ve insan birlikteliğine; dikotomiler yerine gece-gündüz, kadın-erkek, öteki-beriki bütünlüğüne; Anadolu’nun Kibele kültürüne; Şaman geleneğine; anacıl doğanın (ve bu bağlamda hekimin) meme benzeri "verici" yapısına; hekimlik mesleğinin bünyesinde yer alan "ayna" fenomeninin yarattığı yüzleşme pratiklerine; "elma" göndermesi ile uygarlığın kurucu yasa ve yasaklarını hatırlamaya; "şef", "baba" ve “kardeşlik” kurgusuna; bireysel ve toplumsal özdeşleşme pratiklerimize; her yerin kültürel olarak taşralaşmasına; insanların halaybaşı olanlar ve olamayanlar diye ayrılmasına; filmdeki komiser ve şoförlerin şahsında “öteki”lerde gözlenen hasetlik ve kibrin, neoliberal paradigma uyarınca toplumsal eşitsizliklerle ilişkisinin yok sayılıp “öteki”lerin kriminalize edilmesine; haz ile gerçeklik arasında var olan gerilimli ve çatışan gerginliğe; Cumhuriyet’in kurucu güçleri olarak mülkiye-tıbbiye-askeriye ilişkisine ve bunların zaman içerisinde değişen bağlamına; filmdeki savcı, komiser ve komutan şahsında mülkiye ve askeriye'nin gerçeklik zemininde kaldığı için toplumun -ve hatta savcının eşi özelinde- kendisinin bile derdine derman olamadığına, fakat "haz" ilkesinin peşine düşebilen ve izleyici olmaktan öteye geçip hikâyeye dahil olabilen ancak bunun bedelini de üzerine kan sıçraması ile ödeyen hekimlik mesleğinin kadim geleneğini yeninden hatırlamaya ve yaşamak zorunda kaldığımız "taş" ve "ataerki" uygarlığının yıkımlarına hekim olarak ne kadar yaklaşsak da hep pencerenin ardında kalacağımıza vurgu yapıldı.

Film gösterimi ve tartışma etkinliği hakkında öğrencilerden isimsiz alınan geri bildirim notu 5 üzerinden 4 oldu.

Kısa Tanıtımlar:

Nuri Bilge Ceylan: 1959’da İstanbul’da doğdu. Çocukluğu baba memleketi Çanakkale’ye bağlı Yenice’de geçti. 1985 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nin Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Lise yıllarında filizlenen fotoğraf merakı, üniversite yıllarında gelişti ve zamanla sinema yapma isteğine dönüştü.

Filmleri; Koza, Kasaba, Mayıs Sıkıntısı, Uzak, İklimler, Üç Maymun, Bir Zamanlar Anadolu’da

Ödülleri; 1998 Berlin Film Festivali Caligari Ödülü (Kasaba); 1999 İstanbul Film Festivali Altın Lale En İyi Film Ödülü (Mayıs Sıkıntısı); 2003 Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü (Uzak); 2006 Cannes Film Festivali Fipresci Ödülü (İklimler); 2008 Cannes Film Festivali En İyi Yönetmen Ödülü (Üç Maymun); 2011 Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü (Bir Zamanlar Anadolu’da)

Bir Zamanlar Anadolu’da filminin web sitesi: http://www.nbcfilm.com/anatolia/anatolia.php?mid=1

Dr. Ercan Kesal: 1959 Avanos doğumlu. 1976-77 yıllarında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, 1977-78 yıllarında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde okuduktan sonra 1984 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1984-89 yılları arasında Türkiye’deki sağlık sistemindeki aksaklıkları bizzat görme imkânı bulduğu Keskin ve Bala ilçelerinde, sorunların çözümünün Sosyalizasyon Sistemi ve koruyucu hekimlikte olduğunu tespit etti. 1995 yılında Paris’e gitti ve Sorbon’da aldığı eğitimin yanı sıra Paris’te bulunduğu sürece şizofrenlerin rehabilitasyonu ve Gündüz Hastanesi’ni de inceleme fırsatı buldu. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uygulamalı Psikoloji dalında “Şizofreni ve Psikoz Hastalarının Rehabilitasyon ve Readaptasyon Süreçlerinde Türkiye'de ve Dünya'da Gerçekleştirilen Model Örnekleri” tezi ile Yüksek Lisans (Master) Eğitimini bitirdi. Kesal, Çağdaş Dil Derneği, Nükleer Savaşa Karşı Hekimler Derneği, AIDS’le Savaşım Derneği, Klinik Mikrobiyoloji Derneği, Mülkiyeliler Birliği Vakfı, Şizofreni Dostlar Derneği gibi çok sayıda vakıf ve derneğin kuruluşunda yer aldı.

Ercan Kesal’in “Yaralarım Nedendir” yazısı: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1110233&CategoryID=97

Dr. Cemal Dindar: 1970 Tokat doğumludur. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tıp, Bakırköy Akıl Hastanesi’nde psikiyatri eğitimini tamamladı. Psikiyatrist olarak deliliğin sivil tarihi ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin gayrı resmi tarihini yazdı. Değirmenlere Karşı, Şizofrengi, Aura ve Akıl Defteri gibi dergileri çıkarttı. Söz konusu dergilerde yazdığı makalelerde psikiyatri, politika ve edebiyatı birbiriyle harmanladı. Mesleki çizgisinde yoksulluğun depresyona tahvil edilmesinden etnik çatışmaların kavranmasına ve hatta dizayn edilmesine değin hemen her yaşama pratiğine psikiyatri arcılığıyla müdahil olunmasına karşı çıktı ve psikiyatri kliniklerinden sosyoloji ile psikoloji bilgisi ve pratiğinin kovulduğunu belirtti. Psikiyatri bağlamında “insanın her türlü derdinin beynin bir arızası olarak damgalandı”ğını ve bundan da “ilaç sermayesi(nin) katlanan karlarla” kazançlı çıktığını ifade etti. Halen, şiarı olan “bilgiyle yeni bir muhabbet”e ulaşabilmek için bir yandan çeşitli sivil örgütlenmelerde çalışmakta diğer yandan da sosyokültürel yapılarla ruhsallık arasındaki ilişkiyi yazıları ile anlamaya/anlamlandırmaya çalışmaktadır.

Kitapları; Öfke Dili, Darbeci, Bi’at ve Öfke, Nal / Bir Akıl Hastanesinin Hatıra Defteri, Bilim ve Felsefe Açısından Ruhsallık Bilgileri, Simsiyah Leylekler / Bünyan’dan Bakırköy’e Bir Psikiyatristin Seksen Yılı, Aşkıyormak, Politik Psikolojinin Cinleri, Yuvasız Kuşlar Gibi / Deliliğin Resimli Sivil Tarihi


11.2.2013