ADÜ Menü
ADü LOGİN

Adnan Menderes Üniversitesi
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

ADÜ Haber Arşivi

Tıp Fakültemiz Tıp Kültür Sanat Biriminin Kültürel ve Sanatsal Faaliyetleri Devam Ediyor

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Tıp Kültür Sanat Birimi tarafından 13 Aralık 2012 tarihinde Atatürk Kongre Merkezi’nde “The Wall” filminin gösterimi yapıldı...Haberin Devamı İçin Tıklayınız

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Tıp Kültür Sanat Birimi tarafından 13 Aralık 2012 tarihinde Atatürk Kongre Merkezi’nde “The Wall” filminin gösterimi yapıldı ve filmin ardından Tıp Fakültesi öğrencileri, Üniversitemiz Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Ruken Akar Vural’ın kolaylaştırıcılığında “eğitim” konusunu tartıştı.

“The Wall”, Pink Floyd’un aynı adı taşıyan albümünün filmleştirilmiş halidir. Bilindiği üzere Pink Floyd grubu, 1940’lı yıllarda doğan kuşağın içerisinden çıkan bir blues ustası olan Pink Anderson ve Floyd Council tarafından 1964 yılında kurulmuştur. Grubun kurulma amacı ise geleneklerine bağlı ve üst sınıflara çok saygılı İngiliz toplumunu “gerçekten şaşırtmak”tır.

Grubun 1977 yılında başlattıkları yeni konu arayışı ve müzik çalışması onları 1979’da bugün itibariyle rock klasikleri arasında bir dönüm noktası olan “The Wall”a taşımıştır. Kapağı, dışı tuğlalarla örülmüş duvar görüntüsü olan albümün en dikkat çeken özelliği ise müziğe eşlik eden temadır. Bu temada kültürel açıdan muhafazakâr İngiltere toplumunun kapitalizm hegemonyası altında yaşayan insan tipleri ayrıntılarıyla çizilmiş ve dahası bu yapılara karşı Pink isimli kahramanın hayatının bütünü de resmedilebilmiştir.

“The Wall” albümü, Pink’in savaş nedeniyle kaybettiği babasının özlemini, annesiyle kurduğu yakın ilişkiyi, duvara bir tuğlanın daha konulduğu okul/eğitim ve evlilik hayatını resmederek Pink’in yıkılmaz duvarlar karşısında nasıl tepkiler geliştirdiğini, nasıl bir psikolojik yıkıma uğradığını ve çürüyüp kurtlanarak tek tipçi bir ideolojinin nasıl savunucusu duruma geldiğini detaylarıyla anlatmaktadır.Ancak Pink, bu süreçte kendisinin “özgürlük” diye nitelendirdiği savruluşların ve uyuşturucu kullanımının aslında bir tüketime saplanma olduğunu farkederek çürüdüğünü ve kurtlandığını görecek ve esas hedefinin yıkılmaz duvarlar olması gerektiğini kavrayacaktır.

“The Wall”, toplumsal eleştiri açısından gerek radikallik, gerekse netlik ve sertlik bakımından hem Pink Floyd hem de rock tarihinde bir ilke karşılık gelmektedir. Öte yandan grubun dile getirdiği bu toplumsal eleştiri dünyada önemli bir karşılık bulmuş ve albümle yetinilmeyip Alan Parker’ın yönetmenliğinde, az diyalog, bol müzik ve animasyon olan 85 dakikalık “The Wall” filmi 1982 yılında çekilmiştir. İlginç olan çekilen bu film de albüm kadar ilgi görmüş ve hatta Cannes film festivalinin yarışma dışı bölümüne katılmış ve sinema tarihinin kült filmlerinden birisi haline gelmiştir.

Filmde yer bulan ve sinema tarihine kazınan “çekiçlerin resmigeçidi”, bu dünyada tüm “öteki”lerin ve güçsüzlerin ayrık otu gibi temizleneceğini ve bu sayede “kötü”nün zafer kazanarak şehri ele geçireceğini anlatır. Ama.. aması vardır!

Acaba kahramanımız Pink duvarı yıkabilecek midir?

Ve eğer duvar yıkılırsa geride ne kalacaktır?

Bob Geldof’un performansı, Scarfe’nin müthiş çizimleri ve elbette Pink Floyd’un unutulmaz müzikleriyle “The Wall” aslında gündelik hayatımızda bizi çevreleyen duvarları göstermekte ve daha önemlisi gerek eğitim sisteminde yer alan öğretmenlerin gerekse eğitim sistemi dışındaki öğretmen olmayan öğretmenlerin “repeat after me” emrine karşın Pink Floyd’un isyanını dile getirmektedir:

“Eğitime ihtiyacımız yok!”

“Düşünce kontrolüne ihtiyacımız yok!

“Sınıfta aşağılanmaya son!”

“Öğretmenler! Çocukları rahat bırakın!”

 

Arkeoloji Müzesi Ziyaretleri Gerçekleştiriliyor

Hanna Arendt “Benim için önemli olan, anlamaktır.” diye seslenmiş insanlığa. Bu “çağrı”nın gereğini yapması gereken meslek gruplarından birisi herhalde hekimlerdir. Çünkü hekimlik mesleği, son zamanlarda olduğu gibi sadece hastalık tedavi etmeyi değil, aksine insanı ve hastayı anlamayı ve onun yaşadığı sorunlara yardımcı olmayı hedeflemelidir.

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Tıp Kültür Sanat birimi bu amaçla uzun bir süredir sürdürdüğü Aydın Arkeoloji Müzesi ziyaretlerine devam etmektedir. Bu etkinlik kapsamında tıp fakültesi ikinci sınıf öğrencileri, sorumlu öğretim üyelerinin refakatinde ve Aydın Arkeoloji Müzesi’nin deneyimli arkeologların eşliğinde müzenin zengin kültürel ortamında insanı anlamaya çalışmaktadırlar.

Söz konusu etkinlik çerçevesinde öğrenciler tıp aletlerinden, beden tasvirlerine; çıplaklıktan ölü gömme geleneğine; yarışmalardan gladyatör savaşlarına; ticaretten tapınak kültürüne kadar pek çok farklı alanda Batı Anadolu’da yaşamış insanların var ettiği kültürü anlamaya ve o kültürün bugünkü hayatta yansımalarını keşfetmeye çalışmaktadırlar.

Tıp Fakültesi Tıp Kültür Sanat bölümü sorumlu öğretim üyeleri bu faaliyetlerini, insani olan hiçbir şeyin hekime yabancı olmaması gerektiği zemininden kalkışarak planladıklarını ifade etmektedirler.

Küçük gruplar halinde 45 dakika süren eğitim faaliyetinin değerlendirilmesi öğrencilerden isimsiz geri bildirim alınarak gerçekleşmekte ve ayrıca tıp fakültesi öğrencileri, faaliyet sonrası insan ve kültür konulu bir de performans ödevi hazırlamaktadırlar. 

Aydın Arkeoloji Müzesi

15.000 metrekarelik bir arazi üzerine kurulmuş olan müze 17 Ağustos 2012 tarihinde açıldı. Modern mimariye ve çağdaş teknolojik altyapı olanaklarına sahip olan ve kimi kültürel eserlerin canlandırılmasının yapıldığı müzenin 1.340 metrekare sergi salonu vardır. Müzede ağırlıkla Tralleis, Magnezia, Alinda, Nysa, Alabanda, Tepecik Höyüğü ve Ortasia ören yerlerinden çıkan 3.000 eser sergilenmektedir. Müzenin resim galerisine http://www.aydinkulturturizm.gov.tr/belge/1-100423/yeni-arkeoloji-muzesi-resim-galerisi.html linkinden de ulaşılabilmektedir.


17.12.2012